1. Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha Fazla Bilgi.

Üstadlar Boğazda balık tutma denemesi vs!

'Talip GİRGİN' forumunda Talip Girgin tarafından 18 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Talip Girgin

    Talip Girgin ÜSTAD ÜSTAD

    Katılım:
    16 Mayıs 2009
    Mesaj:
    770
    Alınan Beğeniler:
    17
    Ödül Puanları:
    18
    Şehir:
    Marmara ve Trakya
    Web Sitesi:
    Boğazda balık tutma denemesi vs!

    [​IMG]

    Yine her zaman ki heyecan ile sabaha kadar hiç uyumamış, tutacağım balıklar için olta düzeneği hazırlamıştım. Saat 05.05 gibi gelen Metrobüse binerek 05.20 de Cevizlibağa geldim. 05.30 tramvayına binerek, işe gidip gelirken birbirine aşina olmuş bir grup insanın merhabalaşmaları, birbirlerine hal hatır sormaları arasında, benim gibi elinde olta, kova ve çantaları ile sarıkanat veya istavrit peşine düşen balıkçılarında birbirlerine rast gele dilekleri vardı. Yolculuğumuz son durağa kadar indi bindiler ile devam etti.

    Saat 06.00 ve ben, Kabataştaydım. Bir kaç simit isteyen güvercin ve karganın çığlıkları arasında Üsküdar vapur iskelesi önündeydim. Yüzen modeller den ilk yedi santimlik rapala mı (su üstünde yüzer, çekilirken ayarlandığı derinliğe iner ve durma anlarında gene yükselir.) :) Boğazın serin sularına ya bismillah diyerek gönderdim.

    Fasılalı bir kaç denemeden sonra tek vuruş alamayınca tekrar takımları topladım. Sırt çantamı sırtıma, oltayı da elime alıp derviş modunda tekrar yollara düştüm. İstikamet Beşiktaş vapur iskelesiydi.

    Stadyumun kenarından yıldız parkı ve sarayların eteğinden mis gibi kokan çiçekler ve çınar ağaçlarının altından yürüyerek saat 06.30 gibi Beşiktaş vapur iskelesi önüne geldim. İskele önündeki simitçiler az sonra yanaşan vapurdan inecek olan müşterileri için tezgâhlarında son rötuşları yapıyorlardı! Mis gibi susam kokusu sarmıştı ortalığı. Simitler, kekler, açmalar ve bendeniz de de usul usul kaçmalar!

    Son iki aydır kalori hesabı içinde olduğum için beyin ile mide arasındaki tartışmaya 15 kalorilik bir salatalık ile son noktayı koydum. Onlar mahzun ben masum (!)... Olta atacağım iskeleye geldiğimde, altmış yaşlarında bir ağabeyimiz benden önce bir umut ile oltasını savurduğunu gördüm boğazın derin sularına.

    Rast gele...
    Eyvallah sağolasın...
    Sahta yem mi atıyorsun?
    Hayır, istavrit çaparisi...
    Var mı bir şeyler?
    Birkaç tane kıraça...
    Çinakopa denedin mi?
    Hayır. Ben, istavrit tutuyorum!
    Peki, öyleyse hadi sana rast gele
    Sağ ol, sana da...

    İskelenin birinci boğaz köprüsüne bakan son ucundan düzeneğimi kurdum ve rapalamı suya gönderdim.

    Arkasından çapari denedim, arkasından küçük kaşık, tekrar rapala, mapala, papele, papel, keper, casper, kesptir, kestir ....tır! Bir numara yok! Tabi ki biraz Çince, biraz Japonca, biraz uzaylıca kendimi yatıştırma seanslarındayım!

    Bu arada tek tük erkek veya bayanlar spor maksatlı yürüyüşler ile yanıma kadar gelip geri dönüyorlardı. Belliki dönüş hedefi olarak burayı seçmişlerdi. Bende gençliğimde uzun koşular yapardım ve geri dönüş için kendime hedef olarak ya bir duvar, ya bir deniz seçerdim! Yoksa geri dönmem çok zor, hep ileri gideyim istiyordum!

    Nerdeyse önceki hayatımda diyecek kadar eski gelen bir tarihte (1979) Çerkezköy ün kapaklı beldesinde kalıyorum. Ben ve İğneadalı bir hemşerim ile Kapaklı sporun akşam antrenmanlarına çıkıp kendi aramızda maç yapacaktık.

    Herkes sahanın etrafında ısınırken ben saha dışında düz koşu yapmayı tercih ettim. Hani misafirim ya kimsenin bir şey dediği yok. Kapaklıdan önce bir Pınaça köyüne, oradan Çerkezköyüne oradan tekrar Kapaklıya geldiğimde sahanın içinde kimseyi göremedim. Millet çoktan maçı bitirip evlerine gitmişlerdi!
    Spor bu doyum olmuyor arkadaş... :)

    Deniz kenarındaki restoranlar da bir kıpırdanma bir hareket görünüyordu. Belediye hizmetlileri yerleri süpürüyor, çiçekleri suluyordu.

    Çektiğim her nesneyi (Poşet vs) hizmetlinin tazecik poşetine dolduruyordum. Bir ara oltaya ağır kurşun taktım ve denizin müsait olduğunda var gücümle uzağa attım. Hani takım sörf olunca birde benim dayanılmaz gücüm karşısında karşı kıyıya yakın bir yerlerde kurşun suya gömüldü (hay yalanımı yiyeyim) Tam karşımda dümeni kopmuş bir İDO yolcu vapuru üstüme üstüme geliyor!

    Hani ne yapacağımı şaşırdım, oltayı bırakıp kaçsam bir dünya para verdim kıyamıyorum! Yok, arkadaş İDO beni de takımları da dağıtacak... Birden gözlerime inanamadım İDO hız kesti ve benim takımı sudan almamı bekliyor. Yok, vallahi dokunmayın ağlayacağım! Olacak iş değil koskoca vapur sırf benim için hız kesti ve bekliyor. Oysa küçük tekneler genelde bana mısın demez, olta neyin alır giderdi canları sağ olsun. Neyse karşı kıyıdan takımımı çektim İDO ya bir asker selamı çaktım.

    Biraz sonra, bu kez başka bir İDO megafonundan rast gelsin sesi geldi (!) etrafıma baktım benden başka kimsecikler yok. Kaptan, kaptan köşkünden kolunu çıkarmış el sallıyordu.

    Yok, daha neler bu kez kimse tutmasın kesin ağlayacağım bu ne yahu ezberim bozuldu! Bu sabah herkes bir başka güzel! Oysa İDO, dido her neyse tam gaz yanaşıp oltamı koparmalı, beni ıslamalı, bende onun yedi ceddinin hal ve hatırını sormalıydım! Ekmek çarpsın çok şaşırdım. Ben şimdiye kadar desenize olta atma konusunda hep yanlış iskelelerde takılmışım; duydun mu, mamut ağabeyyyy. (yukarıdaki resmin sahibi)

    Bakın abartmıyorum inanın doğruyu söylüyorum. Ben bu İDO lar gelmeye başlayınca burada yolcu indirip bindirme yerindeki görevliler bile bana oltanı toplama vapur hemen gidecek, sen rahatını bozma diyorlardı.

    Oysa Sarayburnunda ki, Bandırma vapur iskelesinde ve Kumkapı da ki otoparkçılar bile burada olta atmak yassah gardaş diyorlardı. Bu memleket onların ya (!) sanki Meriç veya Rezve deresindeyiz de kaçakçılık yapacağız.

    Ya bizleri teknesinin kıç üstünde göstermelik voli ağı ile gezen, fakat dipten trol çekerek parmak kadar yavruları toplayan ve yıllardır balıkların neslini tüketen bu katiller ile bizi aynı kefeye koyan zihniyete bakın; demeden önce bunlara bu salahiyeti veren denyolara bakın diyeceğim! Diyeceğimde ucu gene bize dokunacak!

    Son günlerde kıyı olta balıkçıları için yapılan olumsuz haberlere kimse itibar etmemiş... İyi de etmemişler çünkü biz birkaç çapulcu için bu söylemleri hak etmiyoruz.

    Neyse efendim konuyu çarçur ettik hemen toparlayalım. Fasılalı şekilde at çek yaparken yine altmışın üzerinde ki yaşlarda bir hanım teyzecik kahvaltılığını alıp iskeleye gelmişti. Cebimden fotoğraf makinesini çıkarıp ondan beni çekmesini rica ettim.

    Şimdi arkadaşlar soruyor muhtemelen balık yok mu balık? Eee olsa çekeceğiz herhalde!

    Neyse teyzeciğim şişe dibi gözlüklerini çıkardı taktı, basılmayacak ne kadar düğme varsa hepsine bastı! Sonunda benim iki tane resmimi çekti. Kendisine teşekkürlerimi sunarken bana dönüp dönüp oğlum beğenmediysen bir daha çekeyim diyordu.

    Efendim bu son, bu son derken en son atışımda şirin mi şirin, güzel mi güzel, uslu sakin çaparimin en alt iğnesine tesadüfen takılmış bir istavrit gelmez mi?
    Tam bu sırada birinci boğaz köprüsüne karşı resim çekilmek için koşarak gelen iki bayan benim tuttuğum balığı görünce hemen makinelere sarıldılar. Şimdi içimden Van minut Foto van yuro demek geldi ama...

    Balığın iki gözünden öpüp ondan sarıkanatlara selam gönderdim ama yakalanma diye de uzun uzun tembih ettim! Usulce istavriti suya bıraktım. Bayanlar şaşkın, balık herkesten fazla şaşkın!

    Saat 08.30 iki saattir boşa kürek çekiyordum. Sırt çantamı sırtıma, oltamı elime alıp Beşiktaştan yürüyerek Kabataşa gitmeye karar verdim. Oradan tramvaya binerek eve dönecektim.

    Tempolu bir yürüyüşle aynı yoldan bu kez yirmi dakikada Kabataşa geldim. Hadi dedim Fındıklıdan bineyim biraz daha yürüyeyim. Bu arada sosyeteden biri sabah yürüyüşüne çıkmış onunla yan yana gelince inat ettim beni geçmesine izin vermedim.

    Adam da işi inada bindirdi o inat, ben inat ne olacaksa olsun anasını satayım. Fındıklıyı çoktan geçtik Şeker bankın önünden o sağa döndü ve yolun karşısına geçti ne yalan söyleyeyim kaldırımda önüme çıkanlar yüzünden adam bana on beş yirmi adım fark atmıştı. Karşıya geçerken o farkı ben kapattım! Yine birbirimize paralel, o karşı kıyıda ben bu kıyıda gidiyoruz.

    Araya tramvay girince bir daha onu karşı kıyıda göremedim ama çoktan Karaköye gelmiştik. Bir kaç ay önce lodostan batan iskelenin önünden geçerken, esnaf beni görünce hep bir ağızdan bülbül gibi şakımaya başladılar. İşkembe var, mercimek var çay var, kahvaltı var, şu var, bu var ebenin körü var gelsene be adam, senin neyin var? Hesabı...

    İyi güzelde kaç kalori bunlar?

    Saatlerce yürüyorsak yeşillik olsun diye değil elbet kilo vermek için. Sonra bizim çantamızda yiyeceğimizde var çok şükür! Ne demişler sen işini kış tut, yaz çıkarsa bahtına :)

    Şimdi köprüye kadar gelince üleyn oğlum Talip, kendini biraz sıksan Sirkeciye tren garına kadar yürürsün diyerek kendime gaz verdim. Şunun şurasında ne kaldı ki?

    Bu arada köprünün altından wc kokusu gelince aklıma çiş geldi! Bu merette insanın aklına geldi mi vay haline! Yüz metre sonra başlarsın kıvranmaya iyisi mi ne Şeytanı gör ne Salâvat getir hesabı wc ye girdim.

    Yurdum insanı işte! TV de halele valene yal ele kendi kendine çalarken, buradaki iki kişi bir yandan dürümlerini yiyorlar, diğer yandan tünelin ağzına koydukları kamera ile köprünün altından geçenleri seyrediyorlar!

    Yüz gramlık çiş için BİR TL yi bayıldık tabi. Keş para. Şu anda en gözde meslek! Rahmetli Kemal Sunalın filmi geldi aklıma! Hani demişti ya bu saatten sonra gelen paranın ancak içine edilir diye.

    Köprünün üstünde, sabah tramvay ile beraber geldiğimiz balıkçıların kovalarına baktım, genelde hepsi benim gibi çuvallamış! Balıklar bugün bizim geleceğimizi duymuş olmalılar!

    Bir gayret ile köprünün tam ortasındayım. Gelirken yolda adamın birini kaldırımın üstünde yanındaki bayanın dudaklarından öperken görmüştüm. Bayanın elinden tuttuğu altı yedi yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Biraz dikkatlice bakınca bunların kılık kıyafetleri ile Türklere aşırı benzeyen yabancı uyruklu insanlar olduğunu anlamıştım. Ben tuvaletteyken bunlar beni geçmişlerdi.

    Her neyse yurdum insanlarından iki kişi ellerindeki haritaları satmak için bu kişilere adeta saldırıyorlardı! Bir önceki yazımdaki Ceki ceyn (!) gibi bende elimdeki fotoğraf makinesi ile zırt pırt sağı solu çekerken yurdum insanları da beni gördü ve bu turistlere asılmaktan vaz geçtiler! Bu kez göz ucu ile beni izlemeye başladılar!

    Ben bunu fark ettiğimde, nedense kendimi gazeteci moduna değil de, daha çok Mitçi havasına sokmuştum :)) :)) Onları işkillendirecek hareketler ile Eminönü istikametine yürüdüm.

    Gözlerim tekneden balık ekmek satanları aradı ama maalesef yerlerinde yeller esiyordu. Aksi istikamette (Haliçin iç kısmında) onlar için yer göstermişlerdi ama şimdi oradalar mı bilemiyorum.

    Gördüğüm yerlerin resimlerini çekerek Sirkeci gara geldim. Saat dokuz elli. Beşiktaştan bu yana yollarda harcadığım süreyi (on ile yirmi dakika arası) çıkarsak, sırtımdaki on kilogramlık yükle yaklaşık bir saat veya bir saat on dakika arasında buraya gelmiş oluyordum.
    Kendimi trenin o sert koltuklarına bırakınca; Abdülhamitin mirasına konmuş gibi rahatladım!

    Trenin kalkış saatini beklerken yanımda getirdiğim kuru peksimet ve can eriklerinden yüz elli kalori kadarını tükettim.

    Garç gurç takadak, tukadak tak tak tak. Seyahat başladı. Yarım saat sonra Florya da trenden indim. Saat 11.00 gibi. Hemen oradaki büfeden yetmiş beş kuruş ödeyerek minnacık bir bardak çay aldım! Her halde bu çay içmek için değil bakmak ve iç geçirmek için olmalı diye düşündüm. Büfeci de bir afralar, bir tafralar anlaşılan kriz bu tarafa uğramamış!

    Cebi çıkardım ve evi aradım Hanım ben şu anda Floryadayım sen yemeklerin altını ısıt ben on, on beş seneye kadar geliyorum! Tabi ki yayan:) 45 dakika sonra Sefaköy de evde kahvaltıdaydım. Saat 12.00 gibi.

    Tabi bu hikâye henüz bitmedi kahvaltıdan sonra bilgisayarın başına geçtim yaklaşık 25 saattir beş dakika bile uyumamıştım.

    Msn mi açınca benim bugün balıkta olduğumu bilmeyen Karamurat dostum bana bu gece balığa gidelim mi? Diye sordu. Bilin bakalım ne dedim? Tabi neden olmasın. Peki, nasıl gideceğiz? Bende araba yok. dedim.
    Karamurat Bunu Orhan la konuşun dedi.

    Hemen msn de Emprimeci Orhanla konuştuk bana tamam gel arabayı al sabah sen bizi toplarsın dedi. Bende iki saat uyuduktan sonra geleceğimi söyledim.
    İki saat sonra ver elini Sefaköyden Güneşli. Buraları bilen bilir önce on beş dakika bayır aşağı inersin, sonra tekrar on beş dakika bayır yukarı çıkarsın. Sonra düze çıktın mı, seni durdurabilene aşk olsun!

    Kırk dakika yürüyüşten sonra Karamuratın dükkânına geldim. Hoş sohbetten sonra peki dediler sen şimdi arabayı alacaksın sabahi bizi evlerimizden nasıl toplayacaksın? Ne evi? Herkes E5 üzerine çıksın dedim.

    Orhan da Karamuratta E5 e uzaktı. Peki, ben size demedim mi bir plan yapıp beni haberdar edin diye?

    Sonunda onlar beni gece 02.00 almaya karar verdiler. Bir saat sonrada beni eve bırakmak için yolun üçte ikisini geçince arabayı durdurup ben yürümeye karar verdim! Bugün tam üç saatten fazla yürüyüş yaptım halen yürümeye doyamadım!

    Eve gelip akşam yemeğinden sonra tekrar balık için oltaları elden geçirdim saat 00.30 da yattım 02.00 kalktım. Hemen Orhanı kaldırdım on beş dakika sonra gelip beni aldı. Dönüşte Karamuratı aldık ver elini birinci boğaz köprüsünün Asya yakasındaki ayağının altındaki parka.

    Saat üç suları oradaydık. Balıkçı barınağından arkadaşların bazıları gelmiş, bazıları daha sonra geldiler.

    Sabah ezanı okunduktan sonra bir ara balık yapar gibi oldu. Az çok hepimiz Çinakop, sarıkanat, bazıları lüfere yakın balık tuttuk. Sağ olsun arkadaşlar bana takviye yaparak eve uzun zamandır götüremediğim balıklardan sonunda götürmeye muvaffak oldum
    .
    [​IMG]
    Sabah 07.30 gibi evdeydim. Kahvaltıdan sonra msn ye bakayım dedim Mehmet kardeşim Talip abeyyy bu gece eşkineya gidelim mi dedi.
    Ne desem beğenirseniz?
    Tabi neden olmasın....:)


    Not: Konuyla ilgili 75 adet resim burada yayında isteyen göz atabilir Saygıları
    mla...
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 18 Mayıs 2009
  2. Sargoz35

    Sargoz35 Gold Üye Gold Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2008
    Mesaj:
    826
    Alınan Beğeniler:
    8
    Ödül Puanları:
    2
    Şehir:
    DENİZİN KÖPÜRDÜĞÜ YER
    Sevgili Talip abim paylaşım için teşekkürler,bu güzel avınızı güzel bir anlatımla süslemişsiniz,avlarınızda bol şanslar,nice paylaşımlar olması dileğiyle,Selamlar.
     
  3. dizel45

    dizel45 Üye Balıkçı

    Katılım:
    12 Kasım 2008
    Mesaj:
    420
    Alınan Beğeniler:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Salihli
    Paylaşımınız için teşekkürler.
    İyi bir anlatım,Rast gelsin .:)
     
  4. paşalı

    paşalı Üye Balıkçı

    Katılım:
    23 Ocak 2009
    Mesaj:
    634
    Alınan Beğeniler:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Deniz
    Talip kardeşim bu güzel anlatım ve balıklı paylaşımın için teşekkürler.
     
  5. Onur ADIGÜZEL

    Onur ADIGÜZEL Üye Balıkçı

    Katılım:
    23 Eylül 2008
    Mesaj:
    91
    Alınan Beğeniler:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Sakarya
    Talip abicim bu harika anlatım için ve bu güzel paylaşım için teşekkürler...:)
     
  6. İsmail ESENCAN

    İsmail ESENCAN Admin Admin

    Katılım:
    19 Eylül 2008
    Mesaj:
    11,453
    Alınan Beğeniler:
    10,064
    Ödül Puanları:
    5,113
    Şehir:
    İzmir
    Web Sitesi:
    Sevgili Talip abicim, paylaşım için teşekkürler emeğine sağlık.Roman edasında özenle hazırlanmış mükemmel bir konu.:)
     
  7. göçmen hasan

    göçmen hasan Üye Balıkçı

    Katılım:
    17 Nisan 2009
    Mesaj:
    151
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    EGE KIYILARI
    talip abı paylasım ıcın tessekkurler
     
  8. ertugrul_71

    ertugrul_71 Üye Balıkçı

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesaj:
    5
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    iç anadolu
    Talip abi; bir Türkçe öğretmeni olarak bu kadar güzel bir anlatımda ötürü sizleri tebrik ediyorum. Duyguları an ve an yaşatmışsınız,çok teşekkürler
     
  9. sakaryalı

    sakaryalı Üye Balıkçı

    Katılım:
    2 Şubat 2009
    Mesaj:
    12
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    marmara bölgesi
    geçtiğimiz hafta boğaz turu için İstanbul'a gelmiştim. Sizin bu yazınızı okuyunca boğazı boş boş gezdiği daha iyi anladım.Bu güzel paylaşım için teşekkürler
     
  10. Murat VAROL

    Murat VAROL Gold Üye Gold Üye

    Katılım:
    19 Eylül 2008
    Mesaj:
    800
    Alınan Beğeniler:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Mardin
    :eek:Talip abi gerçekten mükkemmel bir anlatım tarzı ile karşımıza çıktın...;) Sürükleyici bir yol izlemisin emeğine sağlık, paylaşım için teşekkürler...
     
  11. Kılıç Balığı

    Kılıç Balığı Tba Okuru

    harika bir anlatımla bu güzel anları bizlere yaşattığınız için teşekkürler
     
  12. MUROO

    MUROO Üye Balıkçı

    Katılım:
    22 Ekim 2008
    Mesaj:
    160
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İç Anadolu Bölgesi
    Bu güzel konunun anlatımı için teşekkür ederim abi.
    Sabah ezanı okunduktan sonra bir ara balık yapar gibi oldu. Az çok hepimiz Çinakop, sarıkanat, bazıları lüfere yakın balık tuttuk. Sağ olsun arkadaşlar bana takviye yaparak eve uzun zamandır götüremediğim balıklardan sonunda götürmeye muvaffak oldum.


    İnşallah daha nicelerine muvaffak olman dileği ile saygılar abi.;)
     
  13. Zeynep42

    Zeynep42 Üye Balıkçı

    Katılım:
    15 Ekim 2008
    Mesaj:
    27
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Antalya
    o anları bize saniye saniye yaşattınız,müthiş bir anlatım. çok teşekkürler
     
  14. Salim18

    Salim18 Tba Okuru

    Abi her amatörün içinde olanları dile getirmişsin süpersin;)
     
  15. Ali Remzi

    Ali Remzi Üye Balıkçı

    Katılım:
    15 Ekim 2008
    Mesaj:
    40
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    İç Anadolu Bölgesi
    Talip abi harkulade bir sunum olmuş yaşanan bu güzelliği yansıtman süper. emeğine sağlık.
     
  16. Ahmet ÜNSAL

    Ahmet ÜNSAL Üye Balıkçı

    Katılım:
    20 Eylül 2008
    Mesaj:
    443
    Alınan Beğeniler:
    100
    Ödül Puanları:
    18
    Şehir:
    Eskişehir
    Talip abi harika bir paylaşım olmuş emeğine sağlık daha güzelleri rastgelsin
     
  17. erol01

    erol01 Üye Balıkçı

    Katılım:
    6 Kasım 2008
    Mesaj:
    114
    Alınan Beğeniler:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    GÖL VE BARAJ
    Emeğinize sağlık Talip abi, gerçekten mükemmel bir paylaşım olmuş.:)
    Daha güzel paylaşımlarla bizleri buluşturacağın ümidiyle teşekkürler.
     
  18. karaduman

    karaduman Üye Balıkçı

    Katılım:
    20 Eylül 2008
    Mesaj:
    95
    Alınan Beğeniler:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    TATLISU
    paylaşıma teşekkürler ustam emeğinize sağlık
     
  19. zehra54

    zehra54 Üye Balıkçı

    Katılım:
    14 Nisan 2009
    Mesaj:
    38
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Ege,Marmara
    Harika bir anlatımla bu duyguları bize yansıttığınız için teşekkürler :)
     
  20. reisbey

    reisbey Gold Üye Gold Üye

    Katılım:
    5 Şubat 2009
    Mesaj:
    55
    Alınan Beğeniler:
    2
    Ödül Puanları:
    8
    Şehir:
    boğaz
    talip bey.. mükemmel anlatım ve paylaşım için teşekkürler...
     
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş